Ali Akcan
http://aliakcan.anatolianrock.com
resmi web sitem
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
Sivaslı bir baba ve Urfalı bir annenin ikinci oğlu olarak, 1980 darbesinden yaklaşık bir ay önce, Mersin’in sıcak bir Ağustos akşamında dünyaya gelmişim. Çocuk yaşlarda eve gelen müzisyen akrabalardan ilk saz sesini, ilk keman sesini, ilk notaları duydum. Teyzemlerdeki oyuncak piyanoda bildiğim şarkıları çaldım, ortaokulda müzik dersinde öğretmenimden “sen kulakla çalıyorsun, notalara bakmıyorsun” diye azar işittim. Annemin bağlamanın sesini ve türküleri çok sevmesi ve mahalleden bir arkadaşımın tavsiyesiyle Âşık Ayhani’den yaklaşık 1 yıl bağlama dersi aldım ve bu işi çok sevdim. Evde odamın kapısını kapatıp yeni çıkan albümlerini dinleyip, bağlama çalıştım. Yavaş yavaş da söz yazıp onları bestelemeye başladım.

18-19 yaşlarımda gitara olan merakım daha da arttı ve bir gitar satın aldım, nasıl akort edildiğini bile bilmeden, bir metoda bakarak “sanırım bir saatte” akordunu yaptım. Bağlama ve gitar birbirine çok yakıştı, bazen birini, bazen ötekini çaldım. Bazen de eve yakın, tanıdık bir düğün salonunun org’unu ödünç alıp çaldım. Bir ara bir müzik evinde iki kişi bağlama ve bendir çalıyordu, kulağım Bendir’e takıldı, bu ne güzel bir uyumdu, hemen almam lazımdı, bir süre sonra gidip biriktirdiğim paramla bir bendir aldım, dünyanın en mutlu insanlarından biriydim artık. Yürek yakan bir sesi olan Mey’i duydum ve alıp çalmaya çalıştım. Müziğin ve camianın içine girdikçe de müzik dünyam zenginleşiyordu, çevremdeki arkadaşlarım sayesinde elektro gitar, bass gitar ve davulla tanıştım, şarkıları dinlerken bütün enstrümanları tek tek duymaya, dinlemeye icra etmeye çalıştım. Bu arada kurduğumuz müzik gruplarıyla konserlerde ve barlarda çalıp söylemeye devam ettim.

Aynı zamanda bir üniversite de okumak lazımdı, birkaç denememden sonra Eskişehir klasik arkeoloji bölümünü kazandım fakat yolunda gitmeyen bazı şeyler vardı ve okulu bırakıp tekrar sınava girdim, Hacettepe üniversitesi Türk Halkbilimi bölümünü kazandım. 2002–2006 yılları arasında hep gri bir şehir imajı olduğuna inandığım Ankara’da yaşadım, burada güzel arkadaşlıklar edindim. Bu bölümde eski, yeni, tasavvuf ve aşık edebiyatı, tarih, eski Türk dilleri, gelenekler-görenekler ve Türk müziği üzerine çalışmalar yaptım, okuldaki müzisyen arkadaşlarımızla Hacettepe üniversitesi “Türk Halkbilimi Müzik Topluluğu”nu kurduk ve bu toplulukla beraber çeşitli konserler yaptık. “Anadolu Pop-Rock” tarihi üzerine tez çalışmasını sunarak bu bölümden mezun oldum. Öğrenciliğin yanı sıra evde bir home stüdyo kurarak kayıt teknolojisini öğrenmeye başladım ve şarkılar aranje ettim. Bu işe de İstanbul’da hala devam ediyorum, reklam, tanıtım, belgesel, film gibi görsel materyallere müzikler hazırlıyorum. Aranje işlerimin dışında İstanbul’da çeşitli barlarda müzisyen arkadaşlarımla sahneye çıkıyorum.

Müziğin bizzat içinde olmamın doğal sonucu olarak da albüm yapma düşüncesi bir şekilde ortaya çıktı. Şarkılarımı seçtim ve çeşitli demolar hazırladım, çevremdeki insanlara dinlettim, aldığım olumlu tepkiler beni daha da yüreklendirdi, fakat bu iş ciddi boyutlara gelmeye başlayınca bunun ne kadar zor olduğunu anladım ama vazgeçmedim tabiki, bir işe başlamışsak sonlandırmak gerekir. Yaklaşık 1 yıl süren albüm kayıtları nihayet bitti. Artık eğrisiyle, doğrusuyla, acemiliğiyle ama tüm samimiyetiyle yaptığımız albümü size dinletmek kaldı. Her şarkımın benim için ayrı bir hikayesi ve ruhu var. O ruhu size aktaracak olan her müzisyene o şarkının ruhunu anlattım, onlarda kendi yorumlarıyla harmanladı ve sizlerin yüreğine sunduk. Birlikte daha nice güzel çalışmalara!